20 Kasım 2009 Cuma

Hangi Islam: “Hadis sorunu!”(3)


Bir önce ki bölümde (kadın bölümü) gördük´ki kadınlar hakkında bir kısım hadisler ve sözler uydurulmuş. Kur´an ile apaçık çelişen uydurmalar öne sürülmüş ve böylece kadına zulüm yapılmıştır. Şimdi gelelim genel olarak hadis konusuna.

Hadis kelimesi sözlükte “söz, haber” manasına geldiğini görüyoruz. Sünnet “izlenen yol, adet”“hadis”, Peygamber’in davranış biçimleri, hareket tarzları olduğu iddia edilen davranışlara ise “sünnet” denir. manasına gelir. Halk arasında yaygın olarak kullanımına göre Peygamber’in söylediği iddia edilen sözlere

Kur´an kendisi için “ahsen-el hadis” yani “SÖZLERİN EN GÜZELİ” der! İman konusunda Allah kelamı dışında hiçbir söz lekesiz/hatasız omadığı gibi itibar da edilmemelidir. Bu dinin sahibi Allah ise, sahibinin sözü dışındaki sözlere itibar edilmez. Bunun yanı süre doğru söz kimden çıkarsa çıksın Kur´an bunu red etmez. Misal Yahudiler yahut hıristiyanlar 2+2 = 4 eder dedi diye biz bunu redmi edeceğiz? Tabiki hayır!

Velhasıl konu iman olunca tek söz sahibi ALLAH´tır, dolaysı ile Kur´anı kerim´dir.

Peygambere atfedilen uydurma hadislere bakarsak, ayetlerin ne demek istediğini daha iyi anlarız. Nitekim bir avuç Peygambere ait olan hadisin/sözün yanı süre, milyonlarca hadis/söz uydurulmuştur. Öyle bir hal almıştır ki, ulema bile artık işin içinden çıkamaz olmuştur! Misal vermek gerekiyorsa şu ayetlere bakalım.

Nisa Suresi 87 Allah’tır O, ilah yoktur O’ndan başka. Hakkında hiçbir kuşku bulunmayan kıyamet gününde, hepinizi muhakkak bir araya toplayacaktır. hadis/söz bakımından, Allah’tan daha sadık kim olabilir?

A’raf Suresi 185 Göklerin ve yerin melekutuna, Allah’ın yarattığı herhangi birşeye bakmadılar mı; ecellerinin gerçekten yaklaşmış olabileceğini düşünmediler mi? Peki, bu Kur’an’dan sonra hangi hadise/söze iman ediyorlar?

Yusuf Suresi 111 Yemin olsun ki, resullerin hikâyelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu Kur’an, uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; aksine o, önündekini tasdikleyici, her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir.

Lokman Suresi 6 İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah yolundan bilgisizce saptırmak için hadis/laf eğlencesi satın alır ve onu alay konusu edinir. İşte böylelerine rezil edici bir azap vardır.

Casiye Suresi 6 İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal böyle iken Allah’tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanıyorlar? !

Tur Suresi 34 Eğer doğru sözlü iseler, onun benzeri bir hadis/söz getirsinler.

Mürselat Suresi 50 Artık bundan sonra hangi hadise/söze iman edecekler?

Hadis Kur´anda hadis ve ahadis kipleriyle 28 yerde geçmektedir. (4:42, 78, 87, 140; 6:68; 7:185; 12:6, 111; 18:6; 20:9; 23:44; 31:6; 33:53; 39:29; 45:6; 51:24; 52:34; 53:39; 56:81; 66:3; 68:44; 77:50; 79:15; 85:17; 88:1)

Bir aşağıda Peygamberimiz Muhammed Mustafa´nın (salatü selam olsun ona) hadis yazılmasının yasakladığını, dört halifenin de hadis yazılmasının red ettiğini göreceksiniz.

Sakın kimse beni yanlış anlamasın. Peygamberimin ağzından çıkan her söz başımın tacıdır. Birçok hadis vardır ki muhteşemdir, birçok sünnet vardır çok güzeldir, doğrudur, ama bir o kadar da uydurma vardır. Peki nasıl bileceğiz neyin uydurma olup olmadığını?

Mihenk taşınız var, Kur´an süzgecinden geçireceksiniz. Kur´an süzgecinden geçiyor ise eyvallah, geçmiyor ise zaten Resulullah onu söylemiş olamaz.

Bakın HAKKA suresinde ne diyor Rabbimiz:

44. Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi,
45. Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık.
46. Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.
47. Sizin hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.

Şimdi bu ayetlerin hitabı olan Abdullah oğlu Muhammed (sav) nasıl olur da kendi hevesine uyarak, Kur´an ile çelişen hadisler söyleyebilir?

Demek ki ya hadisler uydurmadır, yada Peygamber (haşa) yalan söylemiştir. Lakin yalan söylemesi mümkün değil, nitekim yukarıda ki ayetde
“Uydursa idi hemen can damarını keserdik” buyuruyor.

Demek ki Kur´an süzgecinden geçmeyen hadisler peygamberin değil de, daha çok sonra ki devirlerde uydurulmuş olan sözlerdir. Bunlara en çok karşı çıkanlardan bir tanesi Imamı Azam idi. Işkenceler altında can veren bu zat, birçok hadisi red etmiştir. Bunu yaptığı için kendisini zındıklıkla suçlamışlar, zindanlara atmışlar ve nihayet öldürmüşlerdir.

“Tarihçi Ebu Nuaym el-Isfahanî (ölm. 430/1038) , Hilyetü’l-Evliya adlı ünlü eserinde bize bildiriyor ki, saltanat dincileri içinde, İmamı Âzam’ın ölüm haberi üzerine verdikleri demeçlerde şunu söyleme hayasızlığını gösterenler bile vardı:
“Ebu Hanife’nin vücuduyla toprağın altını kirleten Allah’ı tespih ederiz.”


Sebeplerin başında, İmamı Âzam’ın şu dört tavrı gelmektedir:

1. İmamı Azam İslam’da akılcı akımın öncülerinden biridir. Akılcılığı öne çıkarmak, her devirde saltanat dincileri tarafından “en büyük günah” olarak görülmüştür.

2. İmamı Âzam, Hz. Muhammed dışında eleştirilmez kişi, Kur’an dışında eleştirilmez kitap kabul etmiyordu,

3. Hadis diye nakledilen sözlerin Kur’an’a aykırı olanlarına Peygamberimizin sözü olarak itibar etmiyordu. Ona göre, tartışmasız biçimde ve her kelimesiyle Hz. Peygamber’in sözü olan hadislerin (mütevâtır hadislerin) sayısı onyedi tanedir. Ötekilerin tümü az veya çok, şu veya bu yönden tartışmaya açıktır.

4. Dine sonradan sokulan kabullere (bid’atlara) şiddetle karşı çıkmıştır.”1

“İmam Âzam Ebu Hanife şu ölümsüz tespiti yapıyor:

“Kur’an’ın onaylamayacağı bir hadis rivayet eden kişiye yaptığım ret; Peygamberimize yapılmış bir ret ve O’nu tekzip değildir. O, ancak bâtıl bir haberi Peygamber’e isnat edene yapılmış bir reddir. İtham, Peygamberimize için değil, onun için söz konusudur. Hz. Peygamber’in söylediği her şeyin başımızın ve gözümüzün üstünde yeri vardır.” 2

Buharî, et-Târîhu’l-Kebîr adlı eserinde, İmamı Âzam’ı, “İslam’a zarar veren sapık mezheplerden birinin mensubu” olarak nitelemektedir.3

Bunu bilen ilahiyatçılar, tarikatçılar, şeyhler vs vs vs sizin okuyup araştırmanızı istemezler.Araştıran beyin, sorgular! Sorgulayan beyin kanmaz! Kanmayan beyin dinde ve siyasetde yalanları aldığı gibi duvara çarpar!

Dini istismar eden, çıkarı için dini kullanan şahsiyetler hiç böyle bir beyin istermi sizce? Tabi ki istemeyeceklerdir.

Şimdi gelelim bazı gerçeklere.

1) Peygamberimizin hadisler konusunda söyledikleri:

Ebu Said El Hudri demiştir ki; “Ben ALLAH’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istedim.Ama o, benim bu talebimi redderek buna izin vermedi.”
(Takyid El İlim)

“Benden Kur´an dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kur´an dışında bir şey yazmışsa imha etsin.”

(Müslim, Sahihi Müslim Kitab-ı Zühd, Hanbel, Müsned 3/12, 21, 33)

Darimi’deki hadis ise şöyledir: “Sahabe Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi.”
(Darimi, es-Sünen)

İbni Hanbel Müsned isimli kitabında Abdullah İbni Ömer’den bir hadis nakleder:
Birgün ALLAH’ın elçisi geldi ve sanki yakında bizi terkedecekmiş gibi; “Ben aranızdan ayrıldığımda (ölümümden sonra) , ALLAH’ın kitabına sarılın. O neyi yasaklamışsa ondan kaçının ve o neyi helal etmişse onu helal kabul edin.”dedi.

Ebu Hureyre dedi ki; ALLAH’ın elçisine bazılarımızın hadis yazdığını haber vermişler.O da bizi mescidin avlusunda topladı ve ” Sizin yazdığınızı duyduğum şu kitaplar da nedir? Ben sadece bir insanım.Her kimde böyle bir yazı varsa, buraya getirsin.” Ebu Hureyre; “Biz de onları topladık ve ateşte yaktık’demiştir.
(‘Takyid El İlim’ isimli meşhur kitaptan)

Hadis İlmi’isimli meşhur eserinde İbni El Salah, Ebu Hüreyre’den bir hadis nakleder:Ebu Hüreyre demiştir ki;

“Birgün biz Peygamberin hadislerini yazarken o çıkageldi ve “ne yapıyorsunuz? ” diye sordu.” ‘Senden duyduğumuz hadisler, ey ALLAH’ın elçisi’dedik.O da, “ALLAH’ın kitabından başka bir kitap mı? “dedi… Biz, “Senden bahsetmeyelim mi? “deyince O; “benden bahsedin.Ama yalan söyleyen cehenneme gider” dedi. Ebu Hureyre dedi ki; “Biz de yazmış olduğumuz hadisleri topladık ve ateşte yaktık”

Tirmizi’den de bunu öğrenebiliriz: “Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.”
(Tirmizi, es-Sünen, K. İlm, sayfa 11)

İbni Hanbel’den:
Peygamberin en yakın vahiy katibi olan Zeyd, onun vefatından 30 yıl sonra Halife Muaviye’yi ziyaret eder ve ona Peygamber hakkında bir olay anlatır.Muaviye bu hikayeden hoşlanır ve Zeyd’e onu yazmasını emreder.Fakat Zeyd der ki:”ALLAH’ın elçisi kendi sözlerini (hadis) asla yazmamamızı emretti.”

İbni Said El Hudri ALLAH’ın elçisinden bildirmiştir ki;
“Benden Kur’an dışında bir şey yazmayın.Kim Kur’an dışında birşey yazdıysa onu yoketsin.”

Helal, Allahın, Kitabında helal kıldıklarıdır. Haram da Onun, Kitabında haram kıldıklarıdır. Hakkında bir şey söylemeyip sustuğu şeyler de affettiklerindendir.
(Tirmizi, Libas: 6, İbn-i Mace, Atime: 60)

Görüldüğü gibi bu hadislerde, rivayetlerde Resülullah kendi hadislerinin/sözlerinin yazılmasını yasaklamıştır. Şimdi şu soru geliyor akıllara ” Madem Peygamber bu rivayetlerde yasaklamıştır, peki o zaman bu kadar hadisi nasıl olduda yazdılar? “. Diyelim ki bu hadisler uydurmadır, o zaman en sahih kabul edilen kitaplar da bulunan hadislere ne kadar güven kalır, nitekim bu hadisler en sahih yerlerde yer almıştır. Yahut diyelim´ki bunlar sahihtir (ki öyledir) o zaman öteki yazılan hadisler peygamberin emri dışında yapılmış olmaz mı? Yani Peygamberin sünnetini red ediyor diye bizleri kafirlikle suçlayan kesim, bu hadislere göre Peygamberin en büyük sünnetinden en önemlisini izlememiş olurlar.

Yukarda ALLAHIN ne dediğini yazdık, bir aşağısında Resülü ekremin sözlerini gösterdik. Şimdi de Halifeler ne yapmış ona bakalım mı?
Haydi bakalım


2) Halifelerin hadis karşısında gösterdikleri tavır:

a) Halife Ebubekr:

Ebubekir, Peygamberimiz’in vefatından sonra halkı toplamış ve onlara şöyle demiştir: “Sizler Allah’ın elçisinden farklı hadisler naklediyorsunuz. Bu durumda sizden sonrakiler daha büyük anlaşmazlıklara düşecektir. Allah’ın elçisinden hiçbir hadis nakletmeyin. Sizden hadis nakletmenizi isteyenlere deyiniz ki: İşte Allah’ın Kitabı, aranızda onun helalini helal kılın, haramını haram görün.”
Zehebi, Tezkiratul Huffaz 1/3, Buhari 1.cilt

Görüldüğü gibi Halife Ebubekir aynen Resülü Ekremin izlediği yolu izliyor, hadis yazılmasını red ediyor, daha doğrusu yasaklıyor. Şu sözleri de çok önemlidir bu hususta “ALLAHIN kitabı aranızda, onun helalı helal, haramı haram! “. Bu söz tam Kur´an ile uyuşum içindedir. Bakın şu ayete:

Yunus Suresi 59 De ki: ‘Ne oldu size de Allah’ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal? “De ki: ‘Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz? “

devam edelim.

b) Halife Ömer

Ebu Hüreyre’nin çok hadis rivayet etmesi Ömer b. Hattâb (r) ‘ı endişeye düşürmüş, elindeki çubuğuyla ona vurarak şunu demiştir:
“Ey Ebâ Hüreyre, fazla hadis rivayet ediyorsun. Rasul (s) ‘e yalan isnat etmenden korkuyorum.” Ömer (r) bunu söyledikten bir müddet sonra hadis rivayetine son vermezse kendisini Devs yurduna sürgün edeceğini vaadetmiştir.

İbn Asâkir, Sâib b. Yezîd’den şunu nakletmiştir:
“Allah Rasulü’nden hadis naklini muhakkak bırakacaksın. Yoksa seni Devs’e sürerim! “

Hz. Ömer diğer şehirlerdeki sahabelere de mektuplar yazarak ellerinde yazılı bulunan hadis mecmualarını yok etmelerini istedi.
İbni Abdil Berr, Camiul Beyanil İlm ve Fazluhu 1/64-65

Büyük muhaddis Reşîd Rıza da bu hususta şöyle demiştir: “Eğer Ömer (r) ’in ömrü Ebu Hüreyre’nin ölümüne kadar olsaydı bize bu kadar çok hadis ulaşmazdı.” 6

Hadisler Ömer döneminde çoğalmıştı. Ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. Sonra bunların yakılmasını emrederek şunu söyledi: “Kitap Ehli’nin Mişna’sı gibi Müslümanların Mişna’sıdır bunlar.”
İbni Sad/Tabakat 5/140

Hz. Ömer Irak’a yolculuğa giden arkadaşlarına şöyle demiştir: “Siz öyle bir ülkeye gidiyorsunuz ki halkı arı uğultusu gibi Kur´an okur. Hadislerle onları meşgul etmeyiniz ve yollarını saptırmayınız.”
Ahmed İbni Hanbel, Kitabul Ilel 1/62-63

Hz. Ömer şöyle der: “Ancak sizden önceki kavimleri hatırladım, onlar da kitaplar yazmışlar ve Allah’ın Kitabı’nı bırakarak onlara sarılmışlardı. Allah’ın Kitabı’na hiçbir şeyi karıştırmam.”
diğer bir rivayette
“Allah’ın Kitabı’nı asla başka bir şeyle değiştirmem.”
başka bir rivayette
“Ben yemin ederim ki Allah’ın Kitabı’nı hiçbir şeyle gölgelemem.”
El Hatip, Takyıdul İlm Sayfa 50; İbni Sad, Tabakat, 3/206

Ebu Cafer el-İskâfî der ki: “Ebu Hüreyre’ye gelince: O, rivayetinden pek hoşlanılmayan şeyhlerimizden olup, Ömer (r) kendisini tartaklamış ve şöyle demiştir: “Çok fazla hadis rivayet ediyorsun. Seni, Allah Rasulü’ne yalan isnad edip etmediğini anlamak için sınayacağım.”

Bu yüzden Ömer (r) ‘in vefatından sonra Ebu Hüreyre menşeeli hadisler artmıştır. Ömer (r) ‘in sopası da olmadıktan sonra Ebu Hüreyre için korkulacak bir şey kalmamıştır. Kendisi de bunu ifade etmiştir: “Size rivayet ettiğim şu hadisleri Ömer (r) zamanında rivayet etseydim deyneğiyle beni döverdi.”

Halife Ömer aynen Resülü Ekremin söylediğine uyarak hadis yazılmasını yasaklamıştır. Yani şöyle bir durum ile karşı karşıyayız şimdi. Peygamber yasaklamış, Ebubekr yasaklamış, Ömer yasaklamış. Bizim hocalar yasaklamamış.

Devam edelim biz, bakalım Halife Osman ne yapmış.

c) Halife Osman:

Hz. Osman çok hadis nakletmelerinden dolayı Ebu Hureyre’yi Devş dağlarına göndermekle, Kab’ı Kırede dağlarına sürgün etmekle tehdit etmiştir.
Tahzırul Havas 10b.

Bu konuda daha çok araştırma yapılınca görülecektir ki, halife Osman da aynen önceki halifelerin ve Peygamberin metodunu izlemiştir. Yani hadis yazdırtmamıştır.

Şimdi gelelim Imam Ali´ye. Peygamberin “Ben ilim şehriyim Ali´de kapısıdır. Şehri arzulayan kapıya gelsin” dediği şahıs. Yani Islamı Peygamberimiz den sonra en iyi bilen, Kur´anı en iyi tanıyan insan. Bakalım o ne yapmış yahut ne demiş.

ç) Halife Ali bin EbuTalip:

Hz. Ali minberden şu hutbeyi veriyordu: “Yanında hadis sayfaları bulunanlar gidip onları yoketsinler. Zira halkı helak eden olay, alimlerin naklettikleri hadislere uyarak Kur´an’ı terk etmeleridir.”

İbn Abdülberr, Camiul Beyanil İlm

Ali (r) de onun (Ebu Hureyre) hakkında iyi düşünmezdi. Bir defasında şöyle demişti: “Dikkat edin, o insanların en yalancısıdır.”

Başka bir rivayette Ali (r) ‘nin sözü: “Yaşayanlar arasında Allah Rasulü (s) ‘ne en fazla yalan isnad eden Ebu Hüreyre’dir.” şeklindedir.

Ali (r) , onun “Sevgili dostum bana haber verdi ki…” dediğini duyunca kendisine: “Rasul (s) ne zaman senin sevgili dostun oldu?” demiştir.

Birgün Hz. Ali’ye gelirler ve “Halk hadislere dalmış.” derler. Hz. Ali sorar: “Gerçekten öyle mi? ” “Evet” derler. Peygamber’den işittim ki gelecekte vuku bulabilecek bir fitneden söz ediyordu. “O fitneden kurtuluş nedir, nasıldır? ” diye sordum. Resullullah dedi ki:

“Kurtuluş Kur´an’dadır. çünkü sizden öncekilerin haberleri de, sizden sonrakilerin haberleri de, aranızdakilerin hükmü de ondadır. O gerçek ile yalanı birbirinden ayıran kesin bir hükümdür, şaka ve boş söz değildir. O’nu terkeden her zorbanın Allah boynunu kırar. Hidayeti, doğru yolu O’ndan başkasında arayanı Allah sapkınlığa düşürür.

O, Allah’ın en sağlam urganıdır. O, hikmetle dolu Kur´an’dır. O en doğru yoldur. O, boş arzuların haktan saptıramayacağı, dillerin, karıştırıp belirsiz edemeyeceği, ilim adamlarının doyamayacağı, çok tekrarlanılmasından bıkılmayan, ilginç özellikleri bitip tükenmeyen bir kitaptır.”

Sünen-i Tırmizi/Darimi

Ebu Cafer el-İskâfî der ki: “Muâviye, Sahabe ve Tâbiûn’dan bir topluluğu Ali (r) ’nin şerefini lekeleyecek biçimde çirkin hadisler uydurmakla görevlendirmiş ve onlara bunun karşılığında çok şeyler vaadetmiştir. Onlar da Muaviye’yi hoşnut edecek tarzda rivayetlerde bulunmuşlardır. Ebu Hüreyre, Amr b. el-Âs, el-Muğire b. Şu’be ve Tabiûn’dan Urve b. ez-Zübeyr bunlardandır.” A’meş şunu rivayet etmiştir: “H. 41 yılında Ebu Hüreyre Muâviye’yle birlikte Irak’a gidince önce Küfe mescidine uğradı. Halkın büyük bir kalabalık halinde dizlerine kapandığını görünce dazlak kafasına defalarca vurduktan sonra şöyle dedi: “Ey Iraklılar! Siz benim Allah ve Rasulü hakkında yalan söylediğimi mi sanıyorsunuz? Ben mi kendimi ateşle yakmak istiyorum? Allah’a yemin ederim ki Allah Rasulü’nü şunu derken duydum:”Her Nebî’nin bir haremi -dokunulmaz bölgesi- vardır. Benim de haremim Ayr ve Sevr dağları hududunca Medine’dir. Kim burada bir kötülük yaparsa Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun! ” ve ben Allah’ı şahit koşarım ki, Ali (r) orada kötülük yapmıştır.”7, 8

Ebu Hüreyre’yi yalancılıkla itham edenlerin başında Ömer (r) , Osman ve Ali (r) gelir.

Hz Ali´nin ne yaptığını görüyorsunuz. Ebu Hureyreyi tenkit ediyor ve hadis yazılmasını yasaklıyor. Şimdi şöyle bir tablo karşımızda:

Resülü ekrem bu dünyadan göçmüştür, dört halife hadis yazılmasına karşı çıkmıştır. Peki bu dört Halife acaba Peygamber düşmanımıydı´da hadis yazılmasını engellemeye çalıştılar? Tabi ki hayır, onlar Peygamberin asıl sözlerine riayet eden ve Kur´an islamı için çaba verenler idi.

Bir daha düşünelim, dört halife Hadis yazdırtmıyor! Peygamber hadis yazdırtmıyor! Ama bizim hocalar, şeyhler “hadis olmazsa din anlaşılmaz” diyor. Onlara göre haşa din eksiktir, yani Kur´an tek başına yetmiyor dini anlatmak için. Aslında demek istedikleri şu “biz Kur´anı yeterli görmüyoruz, siz Kur´ana göre yaşarsanız bizim kursağımıza ekmek girmez, onun için siz bizden din öğrenin! “. Kur´an bunlara Maun Suresinde gereken cevabı vermiştir. Okuyalım beraber Maun suresini (bu arada en sevdiğim surelerden bir tanesidir)

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…

1. Gördün mü o, dini yalan sayanı?

2. İşte odur yetimi itip kakan;

3. Yoksulu doyurmayı özendirmez o.

4. Vay haline o namaz kılanların ki,

5. Namazlarından gaflet içindedir onlar!

6. Riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar.

7. Ve onlar, kamu hakkına/yardıma/zekâta/iyiliğe engel olurlar.

(Maun Suresi)

Işte bu kadar!

Şimdi bir demet de sahabelerden, bir demet de Peygamberin eşinden alalım. Bakalım onlar ne yapmış hadis konusunda:

d) Sahabeler:

Şeddad, İbni Abbas’a “Hz. Peygamber bir şey bıraktı mı? ” diye sordu. O da “Sadece Kur´an’ın iki kapağı arasında olanları bıraktı.” cevabını verdi.
Buhari K. Fezailul Kur´an 16;
Müslim K. Fezailus Sahabe 30, 31
Ebu Davud K. Fiten 1,
Tırmizi K. Fiten 43

İbni Abbas hadis yazmayı yasaklar ve şöyle derdi: “Sizden önceki ümmetlerin sapmaları bu şekilde kitaplar vücuda getirmek yüzünden olmuştur.”
İbn Abdül Berr, Camiul Beyanil ilm 1/63-68

Zübeyr (r) onun (Ebu Hureyrenin) hadislerini duydukça; “Doğru söylemiş veya yalan söylemiş” derdi.

Abdullah bin Mesud elinde bir hadis sayfasıyla geldi. Sonra su isteyerek yazıları sildi, sayfanın yakılmasını emretti ve şunu söyledi: “Allah kime bir hadis sayfasının yerini bildirirse ve o da beni bundan haberdar ederse Allah’a yemin ederim ki, Hindistan’da dahi olsa o hadisi arar bulur ve yok ederdim.
Ebu Reyye, Muhammedi Sünnetinin Aydınlatılması s. 27

Sahabeler de aynen Peygamberin ve Halifelerin yolunu izlemiş. Hadis yazmamışlar, yasaklamışlar. Bu arada Ebu Zerr Gaffariyi okuyup araştırmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Sahabeler içerisinde en çok savaş verenlerden bir taneside odur çünkü.
Gelelim Peygamberin eşine.

e) Ayşe binti Ebubekir:

“Uğursuzluk üç şeydedir. Evde, kadında ve atta (binek) .” Bunun ravisi Ebu Hureyre. İnsanlar Ayşe’ye bu rivayeti sordukların da. Ayşe buna çok sert tepki veriyor. Ve şöyle diyor. Ebül Kasım’ı yani Hz. Muhammed’i (SAV) Kur´an’la gönderen Allah’a yemin ederim ki, Hz. Muhammed (SAV) böyle söylememiştir. Ebu Hureyre yalan söylüyor. Olayın aslı şudur: Peygamberimiz bir gün şöyle buyurmuştu: İslam’dan önce cahiliye Arapları zannederlerdi ki üç şeyde uğursuzluk vardır. Bunlar; ev, kadın ve binek hayvanıdır..’
(Ez-Zerkesi, el-İsabe, s.114-116)

Hz. Aişe’nin Rasulullah’ın sünnetiyle tashih ettiği bu hadislere bir diğer örnek de şudur: İbn Amr’ın, kadınlarına guslettiklerinde saç örgülerini çözmelerini emretmekte olduğu Hz. Aişe’ye ulaşınca şöyle demiştir: “Ibn Amr’a hayret doğrusu. Bari bir de başlarını traş ettirmeyi emretseydi. Biz Rasulullah ile birlikte aynı kaptaki suyla yıkanıyorduk da ben başıma üç defa su dökmekten fazla bir şey yapmıyordum.”4

Ebu Said el Hudri’den gelen “Rasulullah yanında mahremi olmaksızın kadınının yolculuk yapmasını yasakladı.” şeklindeki rivayete karşı Hz. Aişe’nin “Hepimizin mahremi yok ki! ” dediği rivayet edilir.5

Ebu Hüreyre, “Sizden bir uykusundan kalkınca, kaba sokmadan önce elini yıkasın. Zira elinin nerde gecelediğini bilmez.” Hadisini rivayet ettiğinde Aişe (r.a) bunu kabullenmeyerek şöyle demiştir: “Peki, ‘mihras’ varsa ne yapacağız? “
İbn Kuteybe şöyle der: ‘Sahabe’den hiçbirinin, benzerini rivayet edemediği sayıda yüklü hadis rivayet eden Ebu Hüreyre, bu yüzden ithama uğramış ve bazılarınca yadırganmıştır. Onlar kendisine şunu sorarlardı: “Bunu nasıl yalnız sen duyuyorsun? Seninle bunu duyan kimdir? ” İkisinin de ömrünün uzun olması itibarıyla Ebu Hüreyrenin bu bol sayıda rivayetini en fazla kınayan Aişe (r.a) olmuştur.

Büyük İslam düşünürü Mustafa Sadık er-Râfiî de “İslam’da itham edilen ilk Ravi” başlığı altında şunları kaydetmiştir.

Aişe (r.a) kendisine: “Sen Rasul (s) ‘den duymadığım hadisleri rivayet ediyorsun! ” dediğinde ona, edep ve hayadan uzak bir cevap vermiştir: “Ayna ve sürme seni Rasul (s) ‘le ilgilenmekten uzak tuttu.” Farklı bir rivayette; “Sürme ve boya beni Rasul(s) ‘le beraberlikten alıkoymuyordu. Ama bunların senin daimi işin olduğunu görüyorum.”

Ne var ki çok geçmeden Aişe (r.a) ‘nin kendinden daha güçlü bir anlayışa ve bilgiye sahip olduğunu, ayna ve sürmenin onu pek de meşgul etmediğini itiraf eder. Ebu Hüreyre’yi bu itirafa zorlayan üstte gördüğümüz “Kim cünüp olarak sabahlarsa…” rivayeti hakkındaki tartışmadır. O, bu hadisi rivayet edince, Aişe (r.a) onun bu hadisini inkâr ederek şöyle dedi: “Allah Rasulü (s) -ihtilam olmaksızın- cünüp olarak sabahlardı da, gusledip orucunu tutardı.” Aişe (r.a) bir haberci göndererek Ebu Hüreyre’den söz konusu hadisi rivayet etmemesini istemiş, o da buna uymaktan başka çıkar yol göremeyerek: “O, benden daha bilgilidir. Hem ben bu hadisi, Rasul (s) ‘den değil el-Fazl b. el-Abbas’tan duymuştum.” demiştir. O günlerde hayatta olmayan el-Fazl’ı şahid göstererek, Rasul (s) ‘den duymadığını ondan duymuşçasına rivayet ederek insanları kandırmaya çalışmıştır.”

Ebu Hassân el-A’rac’tan rivayet edilir ki: ‘İki adam Aişe (r.a) ‘ye giderek şöyle dediler: “Ebu Hüreyre Rasul (s) ‘ün ‘Uğursuzluk ancak, kadın, binek ve evdedir.” buyurduğunu rivayet ediyor.’ Aişe (r.a) korkuyla sıçradı ve dedi ki: “Kur’an’ı Ebu’l-Kasım’a indirenin hakkı için, bu hadisi aktaran yalan söylemiş. Rasul (s) ancak şunu dedi: “Cahiliyye ehli şöyle derlerdi: “Uğursuzluk; binek, kadın ve evdedir.’Aişe (r.a) daha sonra şu ayeti okudu: ‘Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen hiçbir musîbet yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılı olmasın.”

Daha söze gerek var mı acaba? Işte böyle böyle islamı yozlaştırmaya kalkıştılar. Bu yozlaşmanın en büyük kurbanı da malesef kadın olmuştur. Peygamber efendimiz kadınları yüceltmesinden rahatsız olan zihniyet, peygamber bu dünyadan göçünce hemen hadis uydurmalarına başlamıştır.

Birde o zamanın ulemasını dinleyelim, sonra da Ebu Hanifeyi nasıl tenkit ettiklerini görelim. Ebu Hanife yukarda gösterdiğim gibi 17 hadis dışında tartışılmaz hadis kabul etmiyordu! Bakın bu çok önemlidir!

Bana kimse kalkıpta demesin ki “Sen hadisleri kabul etmiyormusun”. Ben Kur´ana uyan, Kur´an süzgecinden geçen her sözü alır başıma tac yaparım. Kur´an süzgecinden geçmeyen her hadisi red ederim. Bunu bana öğreten öncelikle Kur´anı kerim, sonra Resülullah sonrada halifeler!

f) Ulema

Ebu Yusuf ise şunu rivayet eder: “Ebu Hanife’ye şöyle dedim: “Bize Rasul (s) ‘ün hadisi geliyor ve kıyasımızla çelişiyor. Bunu ne yaparız? ” dedi ki: “Eğer o hadisi sika (güvenilir) raviler aktarmışsa onu alır, re’yi terkederiz.” Dedim ki: ‘Ebu Bekir (r) ve Ömer (r) ‘in rivayeti hakkında ne dersin? ‘ Dedi ki: “O ikisinden iyisini nerden bulacaksın! ” Dedim ki: ‘Peki Ali (r) ve Osman (r) ? ‘ Dedi ki: “Aynı şekilde.” Bütün Sahabe’yi saymaya başladığımı görünce şöyle dedi: “Bazı adamların dışında, Sahabe’nin tümü adildir.” İstisnalardan olarak, Ebu Hüreyre ve Enes b. Malik’i zikretti.’

Ebu Şâme, A’meş’ten şunu nakleder: ‘İbrâhim, hadis musahhiydi. Bir hadis duyduğumda ona gider ve hadisi arzederdim. Bir gün Ebu Sâlih’in Ebu Hüreyre kanalıyla rivayet ettiği hadislerden birini kendisine arzettim. Bana şöyle dedi: “Ebu Hüreyre’yi bırak! Alimler onun bir çok hadisini terkederdi.”

İbrahim en-Neha’i'den şu söz aktarılmıştır: “Arkadaşlarımız Ebu Hüreyre’nin bazı hadislerini terkederdi.” A’meş, en-Neha’i'de şunu nakletmiştir: “Ebu Hüreyre’nin her hadisiyle amel etmezlerdi.”

İbn Mesûd da onun; “Ölü yıkayan ve taşıyan kişi abdest alsın! ” sözünü kabul etmeyerek, hakkında ağır sözler söylemiş ve sonra şöyle demiştir: “Ey insanlar, ölülerinizden dolayı necasete bulaşmazsınız.”

Muhammed b. Hasan, Ebu Hanife’nin şu sözünü rivayet eder: “Sahabe’den Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali ve Abadile’den üçü gibi fetva ehlini taklid ederim. Bunların dışındakilerden üç kişi hariç kavillerine reyimle karşı çıkmayı caiz görmem.”

Bir başka rivayette ise bu söz “Sahabe’nin hepsini taklid eder, üç kişi dışında reyimle onlara muhalefet etmeyi caiz görmem. O üçü, Ebu Hüreyre, Enes b. Malik ve Semra b. Cündeb’tir.” Bu hususta kendisine sorulunca şöyle dedi: “Enes’e gelince: O, ömrünün sonlarında haberleri karıştırmaya başlamış, kendisine fetva sorulunca, kendi aklından fetva verir olmuştur. Bu durumda ben onun aklını taklid etmem. Ebu Hüreyre’ye gelince; o, duyduğu her şeyi -manası üzerinde kafa yormadan- rivayet etmiş nasih-mensuhu bilmeyen biridir.”

g) Ehl-i hadis ekolünün Ebu Hanife’ye yönelttiği bazı eleştiriler şunlardır:

İmam Ahmed’in: “Allah bu zatı hadis için yaratmıştır.”diyerek hadis ilmindeki ehliyetini takdir ettiği meşhur muhaddislerden Ahmet b. Mehdi: “Ebu Hanife, ilim nedir, bilmezdi. Dalalete düşürdüğü insanların vebali yarın kıyamet günü sırtına sarılacaktır. Hak bile olsa müslümanların tutundukları dini bağları, teker teker söküp atan Ebu Hanife’nin re’yini ve görüşlerini kabul etmeyiniz.

Evzai: “…onu itham etmemizin sebebi, kendisine hadis getirildiği halde, onu bırakıp başka türlü hüküm vermesidir.9

İbn Teymiyye’nin kaynakları ara sında önemli bir yere sahip olan İmam Buhari, Ehl-i Reyin reisi olan Ebu Hanife’yi zayıf bir hadis ravisi olarak görüyor, kendisini metruk sayıyor. Ve “halktan biridir”diyordu. Ne Buhari, ne de Müslim’de Ebu Hanife’den tek bir hadis rivayet edilmemiş olması bile ehl-i hadis ile ehl-i rey arasındaki geçimsizliğin ve uyuşmazlığın derecesi hakkında bize fikir verebilir.’10

Hadis ve Hicaz fıkıh hareketinin başında bulunan İmam Malik şöyle demiştir: “Ebu Hanife fitnesi, İblis fitnesinden daha zararlıdır.” 11

İmam Ahmet: “Ebu Hanife’nin re’yi de hadisi de zayıftır.’ 12

Süfyan es-Sevri, Ebu Hanife’nin vefat haberini alınca, derin bir memnuniyet duymuş ve: ” Elhamdülillah, Allah’a şükürler olsun. Birçok insanın belaya düşmesine sebep olan kişiden bizi afiyette kıldı.”13

Bu gerçekleri size anlatan oldumu? Anlatmazlar tabi, çünkü bunu anlatsalar siz Ebu Hanifenin metodunu izleyip dini Kur´andan öğrenceksiniz.
ee siz Kur´andan öğrenince bunları kim doyurcak? Öyle ya, hele bir imamların maaşlarını kesin, hocaların maaşlarını kesin bakalım, acaba camide kaç gönüllü kalıyor görelim..

Saygılarımla
Mustafa Çelebi

devamı gelecek

Kaynaklar:
1. Yasar Nuri Öztürk 3 Kasım 2008 Hürriyet
2. Muvaffak el-Mekkî; Menâkıbu Ebî Hanife, 87-88
3.Yasar Nuri Öztürk (Saltanat dincilerinin İmamı Âzam’a zulümleri)
4.Hz. Âişe’nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler – Bedruddin Ez Zerkeşi
5.Hz. Âişe’nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler – Bedruddin Ez Zerkeşi
6.Mahmut Ebu REYYE (Ebu Hureyre Rivayetlerinin Çokluğu, Gerekçesi ve Tedlis)
7.Mahmut Ebu REYYE (Ebu Hureyre ve Ali (r) Aleyhindeki Hadisler)
8.Mahmut Ebu REYYE (Ebu Hureyre ve Ali (r) Aleyhindeki Hadisler)
9. Ibn Kuteybe, Hadis Müdafaası, s. 125, Kayıhan Yay., İsl.71989. 2, Baskı.
10. Uludağ, a. g. o., s. 58.
11. A. g. e., s. 99.
12. A. g. e., s. 99.
13. A. g. e., s. 99.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder